Yaşamak, adı için yaşamak...Her nefeste adını solumak...Ve düşmek adı için bin kere...Ve düşmek sevdasıyla toprağa...

5/8/2008 - Aşk Duası...


Rabbim..

Bir insan koy kalbime!

Ama o insan Senin de sevdiğin olsun.

Ve bana öyle bir insan sevdir ki,

O insanin kalbi Seninle yanan bir mabed olsun.

Beni öyle bir insanla buluştur ki

Benden önce,

Onunla buluşmuş olan Sen olasın.

Onunla el ele tutuştuğumuzda,

İkimizin elinin üzerinde Sen olasın

Bana öyle gözler göster ki

Ben o gözlerden Sana bakay

Bana öyle bir sevgili ver ki

O gözler,Cennete açılan iki pencere olsun.

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki

Kılavuzumuz Sen olasın

 

Ey Rabbim..

Öyle bir sevgili verki bana,

Ona sarıldığımda kainat bize baksın.

Birbirine sarılsın.

Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın

Bize bakıp şeytan Adem

Günah sevap u

Ölüler birer birer uyansın sevgimizle

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!

Sevgimizde,Muhammed(S.A.V) sevilsin.

Öyle sevelimki birbirimizi.

Hz. Hatice göklerden bize seslensin,

Ve desin ki

“Bak Ya Muhammed bak

Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde..

Allah Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..

ım.’e secde etsin.ğruna kendini feda etsin.şu sevgililere onlar bizde… bizde onlardayız.
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2008 - Güzellik...;)


 Güzeliği yüzünde taşıyanlar için güzellik her an yitirilebilecek bir değerdir..Oysa güzelliği içinde taşıyanlar için yitirme korkusu yoktur.. Belkide onlar için güzellik her an artacak bir değer olacaktır..
GÜZELLİK YAŞANARAK ÇOĞALIR, AYNAYA BAKARAK DEĞİLUtanmis

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2008 - Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak!(Mutlaka okuyun..Mü

Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak!
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için
sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil
çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali
hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet
zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı.
Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor,
bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya…
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi
şeyler koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse
üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz
de ona verseniz?

Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine
koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.
Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu
pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi
niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna
rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini
istemiyordu.

Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz
pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş
bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.

Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi
şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir
çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.
Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı…
- Niçin?
- İnsanlara daha çok yardım etmek için…
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin
durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil.
İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim
edersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
— Neden olmaz?
— Üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni
insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok
simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit
satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp
güvercinlere veriyor.

İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı
öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam.

Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak
istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.

- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,
ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan
fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor.
Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası
kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e
girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?

Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken
Ali'yi evine yolladı.

Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak
için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde
kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları
eline aldı.
Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en
kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu
paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT
paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak
istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif
edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak
yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı.

Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp
okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti
satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye
Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne
dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin
şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/9/2007 - Haydi Yarışalım...!!!

 

HAYDİ YARIŞALIM!

Selam arkadaşlar. Müslüman aleminin hasretle beklediği o günler geldi sonunda. Şükürler olsun Rabbimiz'e ki bizi bu kutlu günlere erişen kullarından eyledi. Öyleyse ne duruyoruz arkadaşlar.Haydi , hep beraber yarışa! İnsanların , ölümün nefesini enselerinde hissetikleri halde hala ölmeyecekmiş gibi yaşamaya çalışmaları ne garip değil mi? İnsan, dünyadaki bütün planlarını ölmeyecekmiş gibi yapar. Fakat sonsuz hayatı yaşayacağı ahiret için hiçbir hazırlık yapmaz. Bu bir çelişki değil midir sizce de? Size bir soru: Sonsuz hayatı cennete mi yoksa cehennemde mi yaşamak istersiniz? Hepinizin " Cennette!" diye haykırışlarınızı duyar gibi oluyorum."Allah , cennet karşılığında Mü'minlerin mallarını ve canlarını satın almıştır." Öyleyse arkadaşlar hep beraber "DİRİLİŞ" in vaktidir. Gelin hep beraber bu Üçayları dirilişimize bir vesile yapalım. Ne dersiniz. Bu yarışta en ön saflarda olmamız dileklerimle...Allah yar ve yardımcımız olsun...

Selam ve Dua ile...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/8/2007 - Berat Kandili (27Ağustos'u 28 Ağustos'a bağlayan gece.)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/7/2007 - Hayırlı Kandiller...

Selam arkadaşlar...Bu güzel günde bu güzel resmi sizinle paylaşmak istedim... Tekrar hepinizin mübarek Regaib Kandilini en içten dileklerimle kutluyorum.. Bu güzel gecede Dualarda buluşmak ümidiyle...Dualarınızı benden esirgemeyin ...

Selam ve Dua ile...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/4/2007 - Tek kişi kal...

İnternette dolaşırken gözüme çarpan bir şiiri sizinle paylaşmak istedim arkadaşlar...Umarım beğenirsiniz...

Selam ve Dua ile...

Hangi hissin parmağı dokundu ki, yüreğime,

Düştü bir gizli alev salkımı içerime?

Hangi kâbus bastı ki, beni uykularımda,

Birdenbire cehennem kaynadı sularımda?

Örtüldü baştan başa tenim beyaz bir terle,

Duman duman yayılan incecik köpüklerle.

Hangi dert kaldı, söyle, bağrıma üşüşmeyen,

Hangi ölüm şarkısı, bu dilimden düşmeyen?

Hangi öfkeyle yüzüm, böyle karıştı yer yer,

Sana yan mı baktılar, bir şey mi söylediler?

Bir şey dinleme artık, artık bir şey dinleme!

Çağır, bütün günahkâr ruhları cehenneme!

Karşına, sahil, kaya, insan kim çıkarsa vur!

Vur başına, âlemde, kör, sağır, ne varsa vur!

Sal her taraftan, dağdan, gökten, pencereden sal!

NİHAYET KALA KALA DÜNYADA TEK KİŞİ KAL

TEK KİŞİ KAL...

TEK KİŞİ...

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Gökhan Türkmen - Büyük İnsan...Ben bayıldım, sizde bayılacaksınız!!!...

Dirilis

Îman "İNCİ" gibidir...

Arkadaşlarım

kozkule

Saat

Takvim

Ziyaretçi Defteri

yaz oku
Myspace Mp3 Player, MySpace MP3 Players, Flash MP3 Players

Get Your Own Chat Box! Go Large!